EYVAH, E-MAİL ADRESİM İPTAL EDİLMİŞ!

 

Bu köşede arada bir alışmaya çalıştığım, çok ama çok zorlandığım yeni hayatımdan, yani emeklilik günlerimden kesitler anlatacağım. Özellikle bir “Çaylak emekli” olarak karşılaştığım, daha önce aklımın ucundan bile geçmeyen sıkıntılarımdan söz edeceğim. Sırf dertleşmek için. Ve de, daha önce emekli olmuş, yani bana göre kat be kat kıdemli, tecrübeli ve yeni  hayatlarına şöyle veya böyle uyum sağlamış kader arkadaşlarımdan yardım, tavsiye, akıl, tecrübe istemek için.

 

Buyurun size  ilk deneyimim ya da ilk sorunum …

 

İşime ve kurumuma veda ettikten sonra beni ilk başlarda en çok ne zorladı, biliyor musunuz?

 

İşyerimle ilişiğim biter bitmez, kurum adına kayıtlı e-mail adresimin iptal edilmesi.

 

“Erdal.safak” diye başlayan “Sabah.com.tr” diye biten adresim, benimle birlikte kurumun kayıtlarından silinmişti. Galiba ölümün ilk durağı bu olsa gerek.

 

Nazımın geçtiği yöneticilere sitem ettim: “El insaf! Bu aceleniz niye? İnsan bir haber vermez mi? Ben şimdi internet üstünden nasıl haberleşeceğim?”

 

Çocuklardan yardım istedim: “Benim nefret ettiğim ama kaçınılmaz olan sanal alemle bağlantımı tekrar kurabilmeme el verir misiniz?”

 

-“Ücretsiz internet barınağı sunan yığınla site var” dediler, “Hotmail, Gmail, Outlook…”

 

-Bilmiyorum ki, nasıl adres alınıyor?

 

Yine çocuklar imdadıma yetişti. Epey araştırdılar, sonunda “Outlook”ta karar kıldılar.

 

Geldim en can alıcı soruya: “Tamam da, kim bilecek yeni e-mail adresimi?”

 

Elbette cevabı olmayan, olamayacak bir soruydu.

 

Gazetedeyken, söylemesi ayıp olmasın,  günde ortalama 1500 civarında e-mail geliyordu. Evet, çoğu reklam, propaganda, tanıtım amaçlıydı ama en azından birkaç yüzü haber içeriği taşıyordu.

 

(Not: Yeni mail adresimden bugüne kadar bir tane bile e-posta gelmedi. Millet nereden bilsin? Herhalde otomatik olarak, bir ‘Gönder’ tuşuna basarak eski adresime yolluyorlar. Tahmin ederim, oradan da, yani kurumdan da, “Artık bu adreste yok” yanıtı gönderiliyor veya o zahmete bile katlanılmayıp oluruna bırakılıyor, ya da “Sil” tuşuyla çöpe postalanıyor.)

 

Parantez öncesinden devam edeyim.

 

Evet, hayatımı kolaylaştıran eski alışkanlıklarımın hepsinden zorunlu olarak vazgeçtim.

 

Peki ama bankamın aylık harcama dökümünü gönderdiği ekstre bana nasıl ulaştırılabilecekti? Çünkü o elektronik bildiri sayesinde borcumun tutarını, son ödeme tarihini öğreniyordum.

 

Can havliyle, eşimin de yardımıyla, bankayı aradım. Bir çağrı merkezi çıktı karşımıza:

 

-Kredi kartınızın son dört numarası.

-Kredi kartınızın şifresi.

-Doğum tarihiniz, annenizin kızlık soyadı, babanızın adı, soyadı.

-Nüfusa kayıtlı olduğunuz yer.

-Kartınızın son kullanma tarihi.

Hepsini sabırla, tane tane yanıtladık eşimle birlikte.

Çağrı merkezi “Sonuç olumsuz” demez mi?

“Bir daha şifrenizi girin” buyruğu geldi. Girdik. Sonuç? Yine olumsuz.

 

Eşime “Boş ver” dedim. O da bana başka bir yol-yordam gösterdi:

 

“Ay sonunu veya hesap kesim tarihini bekle. Madem eksterenin ayın ilk 10 gününde kesilip gönderildiğini söylüyorsun, onu izleyen günlerde gider borcunu ödersin. Çünkü bankalar ekstre gönderme ile son ödeme tarihi arasında en az 10 gün bekleme süresi koyuyorlar. Borcunu yatırırken yeni e-mail adresini bildirirsin. Umarım, ondan sonraki aydan itibaren o yeni e-mail adresine gönderirler.”

 

Rahatladım. Ama ne olur ne olmaz diyerek, bankanın harcamalarımdan ötürü kaydettiği borcumun tutarını hesaplamak için kendimce bir yöntem geliştirdim. Amatörce:

 

-Küçük alışverişleri (Ekmek, sebze, meyve gibi) nakit ödemeye başladım. (Not: Sebze-meyve elbette ateş pahası ama biz artık 3-4 domates, yarı kilo  biber, yine 3-4 şeftali gibi sınırlı alışverişle harcamamızı gemlemeyi öğrendik.)

 

-Daha büyükçe (200-300 liralık) alışverişlerin fişlerini alıp bir kağıda not ediyorum. Sonra onları toplayıp elim titreye titreye, yürek sıkışmasıyla yekünu buluyor ve yine kalp çarpıntısıyla borcumun tutarını hesaplıyorum.

 

Ay sonunda işte benim yaptığım bu hesaba güvenip bankaya gideceğim.

 

Umarım, hesapladığım tutardan fazlası çıkmaz…

 

Mail: erdal.safak@outlook.com


YAZARIN DİĞER YAZILARI