KARŞI PENCEREDEKİ KADIN

 

Karşı apartmana, tıpkı onun yaşlarında bir kadın taşınmıştı. Nasıl da telaşlıydı ...

 

Evin içinde dört dönüyor, bir başına yeni düzenini kurmaya çalışıyordu. Sararmış bir yüzle perdelerini asıyor, arada bir sigara yakıp uzaklara dalıyordu. Kimbilir kaç kez düşünüp almıştı bu kararı? Yüzünde garip bir keder vardı. Karşı penceredeki kadın, bu kederi nasıl da iyi tanıyordu... Aynı yerden yaralanmak ve aynı dilden konuşmak tam da böyle bir şeydi işte...

 

Bu dili biliyorsan, gülüşlerin altındaki kederi bile tanırsın o vakit... Gidebilmenin cesaretini gösterebilen güçlü bir kadına bu keder nereden gelip yapışmış ki diye sormayın... Öyle bir yapışır ki, uzun süre de bırakmaz yakasını. Hayal kırıklığı evin her yanına cam kırıkları gibi dağılır ki onları toplamak uzun zaman alır...

 

O cam kırıkları uzun bir zaman hiç ummadığın yerlerden çıkıverir karşına... Bir bakarsın dipfrize koyduğun barbunyadan, bir bakarsın tatil için aldığın elbisenin kenarından ya da içtiğin kahvenin içinden çıkıverir ve darmadağın eder seni...

 

O kederin altında neler yoktur ki?... Bilinmezliğin korkusu, tekbaşınalığın mücadelesi, silbaştan başlamanın tedirginliği... Bir şeyler, bir şeyler işte... Tıpkı penceredeki kadının 4 yıl önceki hali gibi olan o yüz nasıl da tanıdıktı ona ... O günlerdeki telaşını, korkusunu, içindeki kocaman boşluğu hatırladı kadın. Oysa şimdi çiçeklerle dolu balkonunda, müzikler eşliğinde kahvesini içerek seyrediyordu gökyüzünü... Birdenbire, "Keşke şimdi onun yanına gidip bir sarılsam" diye geçirdi içinden...


YAZARIN DİĞER YAZILARI