YASEMİN KOKUSU Sabah yürüyüşünden dönüşte, bir kaç dal Arap yasemini ve begonvil toplayıp, başucumdaki küçük vazolara ıslıyorum. Öğleden sonraki miskin yaz uykularımda, düşlerime eşlik eden tül perdeler, onların kokusunu bana öyle güzel getiriyor ki, gizlice gülümseyerek o anın içine saklanmak istiyorum... Yazın getirdiği o umarsızlık, boşvermişlik, "köy yanarken, deli taranır" hali bir başka güzeldir... Yorgunsunuzdur çünkü... Biraz durmak, kendi kabuğunuza çekilmek istersiniz. Hayal kırıklığının şehrinden kaçıp gelmişsinizdir bu küçük sahil kasabasına... Hep "Bir gün yerleşebilir miyim ki buralara" dersiniz ama bir türlü İstanbul aşkından da vazgeçemezsiniz. YAZ rehaveti ne çok şeyi hatırlatır insana aslında... Mesela; ????Sabah dalga sesiyle uyanmak ne güzel ????Palmiyelerin hışırtısı, balkondaki saksıdan gelen ıtır kokusu ne güzel ????Herkes derin uykudayken yürüyüşe çıkıp denizi selamlamak, Okaliptüs ağaçlarına sarılmak ne güzel ????Zakkumların bile bir kokusu olduğunu duymak, meyveye durmuş portakal ağacını şefkatle selamlamak ne güzel ????Etrafta kimsenin olmadığını kontrol ettikten sonra, kulaklığımda çalan müziğin ritmine uyup, dans ederek yürümek ne güzel ????Tanımadığın insanlarla günaydınlaşmak ne güzel ????Dallara yürümüş zeytinin yeşilinden umutlanmak ne güzel ????Bu dünyayı iyi insanların kurtaracağını düşünmek, birilerinin kalbine iyi gelmek ne güzel. (Yük olma işini o kadar çok insan yapıyor ki bu arada... ????) ????Sabahları, kırmızı tarla domatesinin üstüne zeytinyağı ve kekik koyup, güzel bir Ezine peyniri, yeşil zeytin ve anne reçelleriyle kahvaltı yapmak, annemle sohbet ederek ikinci çayımızı içmek ne güzel ????Patlıcan közlemesi, soğuk bir karpuz ne güzel ????Umuda sarılmak, dilin iyi şeyler söylemesi, kalbin iyilikle atması ne güzel ????Teknelerini yaza hazırlayanlar ne güzel ????İyi şeyleri çoğaltmamız, parlatmamız ne güzel ????Beyaz uçuş uçuş elbiseler, parmak arası terlikler, hasır çantalar, deniz tuzuyla ıslanmış saçlar ne güzel ????Yaşamın tam ortasında olup, olanla yetinebilmek ne güzel... Her gün yaşadığım bu rutini incelikle düşünüyorum bugün. Sevinecek şeyler arayınca ne çok mutluluk, ne çok şükür olduğunu görüyorsun. Tüm bunlar kendine ve hayata "SENİ SEVİYORUM" mesajıdır aslında... Yoksa HAYAT NEDİR Kİ? İstediğin kadar endişelen, düşün, kaygılan... Düşünerek neyi halledebildik ki bu güne kadar?... Olan oluyor, giden gidiyor... Bütün mesele bu sürecin içinden bizim nasıl çıktığımız. İYİ MİYİM, MUTLU MUYUM, NEYİ İSTİYORUM, NEYİ YAŞIYORUM diye soruyor muyuz kendimize? Başımızı gökyüzüne kaldırıyor muyuz hiç? BU DA GEÇER diyebiliyor muyuz? Yoksa nedir ki, Temmuz da geçer, ardından Ağustos eteklerini toplar, sonra Eylül de geliverir. Siz nasılsınız, bana onu söyleyin... Mesela siz hiç Arap yasemini kokladınız mı ya da en son ne zaman "olmasa da olur" dediniz...? Her şeye rağmen YAZ gibi bir mevsimi olan bu dünyada yaşamak çok güzel... Yeter ki kalpler ferah, diller latif, muhabbetimiz bol olsun... Veee en önemlisi sol yanımız iyilik ve umutla çarpsın.O zaman ne diyelim?... İYİ YAZLAR olsun. Günün sorusu:Siz hiç Arap yasemini kokladınız mı? ???????? Ebru BOZCUK Temmuz /2023 #pazaryazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI