Ekonomist Daron Acemoğlu'ndan Faiz Kararı Yorumu! Zor Günler Bekliyor!

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) İktisat Profesörü Daron Acemoğlu, Merkez Bankası'nın (TCMB) bu ayki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini piyasa beklentilerinin çok üzerinde artırmasına ilişkin görüşlerini paylaştı. 

 

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) İktisat Profesörü Daron Acemoğlu, Merkez Bankası'nın (TCMB) bu ayki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini piyasa beklentilerinin çok üzerinde artırmasına ilişkin görüşlerini paylaştı. 

 

T24’te ve Sözcü’de yer alan haberlere göre; Ekonomist Daron Acemoğlu, Merkez Bankası'nın piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşen faiz kararını değerlendirdi. Acemoğlu, faiz kararının doğru bir adım olduğunu ancak Türkiye'yi zor günlerin beklediğini söyledi. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) İktisat Profesörü Daron Acemoğlu, Merkez Bankası'nın (TCMB) bu ayki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini piyasa beklentilerinin çok üzerinde artırmasına ilişkin görüşlerini paylaştı. Merkez Bankası’nın faiz artırma kararına ilişkin sosyal medya hesabından görüşlerini açıklayan Acemoğlu, faiz artışını doğru bir karar olarak nitelendirirken yalnızca faiz artırımıyla ekonominin düzelmeyeceğine değinerek dört alanda politika değişikliği gerektiğini belirtti. Acemoğlu, “Sonuç olarak doğru yöne doğru bir adım, ama bence arkası gelip gelmeyeceği belli değil. Bence Türkiye ve Türk halkını zor günler bekliyor” dedi. Acemoğlu, Merkez Bankası’nın geçen ayki hayal kırıklığı yaratan faiz kararının ardından bu ay alınan artış kararının Merkez’in enflasyona karşı gerçekten bir mücadeleye başladığının göstergesi olabileceğini belirtti.

 

‘DÖRT POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİ GEREKLİ’

 

Ekonominin yalnızca faiz artırımları ile düzelmeyeceğini ve dört politika değişikliği yapılması gerektiğini belirten Acemoğlu, bu değişiklikleri ve nedenlerini şöyle açıkladı:

 

“Birincisi faizleri arttırıp enflasyonu kontrol altına almaya başlamak için reel faizleri sıfırın üstüne doğru taşımak. Bu enflasyona karşı mücadele için çok önemli. Bu birinci maddenin başındayız. Ben hala emin değilim devlet bankaları duracak mı? Başka yollardan rant dağıtımına devam edilebilirler. Yani şimdilik sadece birincinin bir bölümüne doğru bir adım atıldı.

 

KURUMSAL VE YAPISAL REFORM VURGUSU

 

İkincisi, aynı sırada kurumsal reform sürecine başlamak. Bu da çok önemli. Bu süreç ifade özgürlüğü ve demokratik hakların kuvvetlendirilmesi ile başlamalı. Ama aynı zamanda ekonomiyi direk olarak etkileyecek yapısal reformlar da çok önemli. Bunların içinde yolsuzluğu kontrol altına almak, rekabeti azaltan uygulamaları durdurmak, yargı kurumlarının bağımsızlığını sağlamak ve yatırımın önünün açılması özellikle önemli. Bu konularda hiçbir gelişme yok ve olacağını düşünmüyorum. Benim Murat Üçer'ile beraber yaptığım analizde Türkiye'nin en büyük problemlerinin verimsizlik ve teknolojik gerilik olduğu ortaya çıkıyor. Bunlar kurumsal ve büyük yapısal reformlar olmadan çözülemeyecek problemler. Bu verimsizlik devam ettiği sürece de ücretler reel olarak artmayacak ve enflasyonu tetikleyecek problemler her zaman ortaya çıkacak. Fakirlik ve işsizlik problemleri devam edecek

 

YURT DIŞI KAYNAKLARI DOĞRU KULLANILACAK MI?

 

Üçüncü olarak enflasyona karşı mücadele ve kurumsal yapıdaki reformların başlangıcıyla beraber yurtdışından kaynak getirilmesi. Bu kaynaklar şirket ve banka bilançolarındaki kötü durumu düzeltmek için ve depremden dolayı ortaya çıkan büyük harcama gerekliliği için kullanılmalıdır. Bu konuda bir şey yapılacak mı? Ekonomi kurmayları tabii ki yurtdışından kaynak getirmek istiyorlar. Ama bunları doğru kullanacaklarına emin değilim. Türkiye bankalarının ve şirketlerinin gerçek durumunun ne olduğunu şu ana kadar tartışmadılar. Mehmet Şimşek bundan önceki bakanlık döneminde bol kaynak vardı ve bu kaynaklar doğru kullanılmadı. Türkiye'nin üretkenliğinin en düşük olduğu dönemdi bu dönem. Şimdi birden bire doğru kararları mı almaya başlayacaklar?

 

‘FAKİRLİĞİN ARTMAMASINI SAĞLAMAK GEREKİYOR’

 

Dördüncüsü ise fakirliğin artmamasını sağlamak. Yurtdışından gelen kaynaklarla ve iyi bir yola oturtulan kurumsal reformlarla beraber hem yatırımı arttırmak hem de sosyal güvenlik ağını kuvvetlendirmek lazım. Bu konuda hükümetin doğru politikaları izleyeceğinden de emin değilim. Sonuç olarak doğru yöne doğru bir adım, ama bence arkası gelip gelmeyeceği belli değil. Bence Türkiye ve Türk halkını zor günler bekliyor.”